Hızlı Erişim


Bu Dergi DOI ve Crosscheck üyesidir


KENTSEL PLANLAMADA ÜTOPYALAR: GÖKKUŞAĞININ ÖTESİ
(UTOPIAS IN URBAN PLANNING: OVER THE RAINBOW )

Yazar : İlke Bezen TOZKOPARAN    
Türü :
Baskı Yılı :
Sayı :
Sayfa :
4    0


Özet
Özet Italo Calvino’ya göre kentler anıların, arzuların, bir dilin işaretleri gibi birçok şeyin bir araya gelmesidir: Kentler “takas yerleridir, tıpkı bütün ekonomi tarihi kitaplarında anlatıldığı gibi, ama bu değiş-tokuşlar yalnızca ticari takaslar değil; kelime, arzu ve anı değiş-tokuşları”dır. Kentler de düşler gibi, “bir arzuyu ya da arzunun tersi, bir korkuyu gizleyen resimli birer bilmecedir” ve “söylediklerinin ana hattı gizli, kuralları saçma, verdiği umutlar aldatıcı, her şey, başka bir şeyi gizliyor olsa da kentleri de rüyalar gibi arzuların veya korkuların kurduğunu” ifade etmektedir. “Arzular ve korkular” antik çağlardan günümüze birçok insana ilham kaynağı olarak ideal toplum için ideal yerleri ya da kentleri düşünmeye, planlamaya ve yazmaya yönlendirmiştir. İşte ütopyalar belki de arzuların ve korkuların başladığı yerlerden ortaya çıkmaktadır. Ütopya bilindiği üzere Yunanca kökenli bir terimdir, hem hiçbir yer (outopia) hem de iyi bir yer (eutopia) olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda ütopyaların her zaman yer ile bağlantısı olduğu ifade edilmektedir. İlk baştan beri ütopyaların belirgin olarak kentsel bir forma sahip olduğu ve başlangıçta her kentin özünde bir miktar ütopya olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte, kentin, antik çağlardan başlayarak ideal olarak ortaya konulan toplum tasarımlarının mekanı olduğu da bilinmektedir. Ütopyalarda kentin, ideal yaşam, ideal toplum, ideal yönetimin gerçekleştiği mekan olması açısından önemli olduğu vurgulanmaktadır. Planlı ve düzenli tasarımların ürünü olması gerektiği düşünülen kentlerin, mekansal örgütlenmeler ile toplumsal düzen arasında uyum ve denge sağlanabildiği ölçüde “iyi yer” niteliklerini endüstri devrimine kadar koruyabildiği ifade edilmektedir. İlk örnekleri Antik Yunan’da ortaya konulan klasik ütopyalardan günümüze kadar uzanan bazı ütopya örneklerini kent ütopyaları olarak değerlendirmenin mümkün olduğu da eklenmektedir. Kentler ütopyalarda ya edebi eserlerde yazar tarafından hayal edilen mutlu toplumun yaşadığı yer olarak (bunun tersi de mümkün) ya da kendisi bizzat bir ütopya olarak tasarlanmış ve kurgulanmış olarak ortaya çıkmaktadır. “İyi” olan ve “mutlu olunan” yerin karşısında “diğer” ve “kötü” olan yer de bulunmalıdır. Toplumsal düzensizliğin, ahlaki çürümüşlüğün ve katıksız kötülüğün zemini olarak ta kent figürü bulunduğu bilinmektedir. Kısaca, Antik Yunan’dan 20. yüzyıla kadar oluşturulan ütopyalarda kentin olumlu ya da olumsuz yaşam yeri olarak ele alındığı, ancak 20. yüzyıldan sonra endüstri devrimi sonucu kentsel ve çevresel yaşam kalitesi olumsuz olarak etkilendiğinden dolayı kent ütopyalarının insanın toplum ve doğaya uyumunu aramaya yöneldiği ifade edilmektedir. “Gökkuşağının ardında hayatımızı yaşayabileceğimiz bir yer biliyorum” diyen bir şarkıdan ve Görünmez Kentler’de Kubilay Han’ın “bir kent daha anlat bana” ifadesinden esinlenilen bu çalışmada kent, ütopya, kentsel planlama kavramları ve bunların birbirleri ile olan ilişkileri ele alınmaya çalışılacaktır. Antik çağlardan günümüze kronolojik bir sıra ile -Devlet’ten başlayarak Ütopya’ya sonra da 19. ve 20. Yüzyılda endüstrileşmiş Batı dünyasındaki- ütopyalardaki kentler ele alınıp; bununla birlikte olumlu ve olumsuz ütopya örnekleri üzerinden kent planlarının nasıl yapıldığı incelenecektir.

Anahtar Kelimeler
Kent, Ütopya, Kent Ütopyaları, Kentsel Planlama

Abstract
Accordingly Italo Calvino, cities are places which lots of things such as memories, desires and language marks come together. Cities are places of barter, according as all economic history books, but this interchanges not only commercial barter but also word, desire and memory interchanges. Cities, such as dreams, are “rebus which hiding a desire or a fear” and it is stated that “desires and fears makes cities such as dreams even if their telling are confidential, their rules are ridiculous, their hopes are fallacious, everything is hiding something else”. “Desires and fears” have led to the thinking, planning and writing of ideal places or cities for the ideal society as an inspiration to many human beings from ancient times to presents. Here the utopias emerge from places where the desires and fears begin. Utopia is a Greek term which is known both as a place (outopia) and as a good place (eutopia). In this context it is stated that utopias are always connected with the earth. From the outset, it is assumed that utopias have a distinctly urban form and that at the beginning each city has some utopia in its essence. However, it is also known that the city is the site of community designs that are ideally presented starting from antiquity. It is emphasized in the utopias that the city is important in terms of being the ideal living, the ideal society, the place where the ideal administration takes place. It is stated that the cities that are thought to be products of planned and regular designs can protect the “good place” qualities to the extent of industrial revolution until the harmony and balance can be achieved between spatial organizations and social order. It is added that it is possible to evaluate some utopia examples dating from the classical utopias set forth in ancient Greece to the day-long ones as urban utopias. Cities are emerging as utopias, either as the place where the happy society imagined by the author in literary works lives (and vice versa) or as a utopia itself. The “other” and “evil” place must be found against the “good” and “happy” place. It is known that the urban irregularity, the moral decay, and the pure evil ground have a city figure. In short, the utopia of ancient Greece to the 20th century considered the city as a positive or negative place of life, but after the 20th century the urban and environmental quality of life after the industrial revolution was adversely affected, so the urban utopians are turning to seeking harmony with society and nature it is. In this work inspired by the expression “I know a place where we can live our life behind the rainbow” and Kublai Khan's expression “tell me another city” in Invisible Cities, it will try to discuss the concepts of city, utopia, urban planning and their relation to each other. Cities at the utopias are approached, starting from the antiquity to the presents with the chronological order-from the Republic to Utopia and then to the industrialized world in the 19th and 20th centuries- and besides it will be examined how urban plans are made through examples of positive and negative utopias.

Keywords
City, Utopia, Urban Utopias, Urban Planning

Gelişmiş Arama


Duyurular

    Duyurular

     

    Değerli Bilim İnsanları,

    Dergimizin sponsorluğunu  yaptığı "BABİR CONGRESS"; 24-25-26 Mart 2020 tarihlerinde Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi ile EKG-BABIR ev sahipliğinde Insani Bilimler -4 Sempozyumu Ankara Anadolu Termal Esenboğa Otel'de gerçekleştirilecektir. 

    www.babir.org

    Dergimiz, yılda 12 defa  düzenli olarak yayınlanmaktadır. 

    Değerli Bilim İnsanları,

    RessJournal'un 5/14 aralık sayısı yayınlamıştır. Ocak 2019 sayısı için nitelikli çalışmalarınızı bekler, çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

     

     



Adres :Kemalpaşa Cd Arıtman Apt K.1 N.1 Antakya / HATAY
Telefon : Faks :
Eposta :ressjournal@gmail.com

Web Yazılım & Programlama Han Yazılım Bilişim Hizmetleri